IĞDIRIN TARİHİ TURİSTİK YERLERİ


 



NUH’UN İZİNDE GEZİ PARKURU DOĞA SEVERLER TARAFINDAN EN ÇOK ZİYARET EDİLEN YERLER ARASINDA :

    Iğdır AKUD kulübü ve Gönüllü Çevre dostlarınca  tanıtımı yapılan parkur Iğdır merkezesadece 3 kilometre uzaklıkta, parkur 2016-2017 yılında gönüllü çevre dostu Coşkun Oluz tarafından çevre ve alt yapı  düzenlemeleri  yapılarak turizme kazandırılmıştır. doğal güzelliklerinin yanı sıra bir çok tarihi kalıntılarıda içinde barındıran parkur geçtiğimiz yıl doğa severler tarafından en çok ziyaret edilen yerler arasındaydı. Iğdır’da Nuhun İzinde Gezi Parkuru olarakta adlandırılan bu alanda Iğdır Akud kulübü tarafından yön levhaları dikilmiş ve bir takım alt yapı çalışmaları yapılmıştır.  Aynı istikamette 6. 15 ve 21 kilometrelik üç ayrı rotadan oluşan gezi parkuru Melekli beldesi irem bağları ve Karakoyunlu tepelerini kapsıyor.

Gezi parkurunda Doğa yürüğüşü, Atlı gezi, Bisikletli gezi, fayton ve Römorklu gezi, Off road vefoto safari turları yapmanızmümkün.  Iğdır Akud Kulübü üyelerinden  Ümit Eren yaptığı açıklamada “ resmi kurumlarca burada yapılacak bir takım çalışmalarla bu doğa harikası alanın Iğdır’ımız için en önemli cazibe merkezlerinden biri olacağını söyledi, Eren şu an mevcut olan Off road sahasında bir takım çevre düzenlemeleri ve parkur başlangıcında bulunan boş alanda çevrede dağınık olarak bulunan yontma taş devri dönemine ait işlenmiş kaya parçalarının bir araya getirilerek bir açık hava müzesine dönüştürülmesi buraya ayrı bir zenginlik katacaktır” dedi.

 

NUHUN İZİNDE GEZİ PARKURU:

Türkiye’nin çatısı olarak adlandırılan  Ağrı Dağı’nın , insanı kendine çeken ve aşık eden büyülü bir coğrafyası var.   Gittikçe daha çok gitmek istiyorsunuz. Yem yeşil vadileri, eşsiz zirvesi, dik ve sarp buzul kayalıkları, mağaraları, görkemli kanyonları, yüksek platoları, doğal manzarası, ve bir çok uygarlığın izlerini içinde barındıran bir doğa cenneti.

     Doğa tüm güzelliğini burada gösterir. Rengarenk meyve bahçeleri, yol buyunca size eşlik eden kavak ağaçları, Avrupa’nın ve ülkemizin  en yüksek dağı olan Ağrı Dağı dimdik  karşınızda açmış kollarını  sizleri bekliyor.

     Herkes zor parkurlarda yürüyüp, koşamaz. İnsaflı parkurlara da gereksinim var. Bunlardan biri de Iğdır il merkezine sadece 2 kilometrelik uzaklıkta günübirlik mesafedeki ovadan Ağrı Dağı’na doğru uzayıp giden “Nuh’un İzinde Gezi Parkuru”, İrem Bağlarının içinden geçerek Ağrı Dağı Milli parkına kadar uzanan  bu parkurda her yaş gurubu yürüyebilir, koşabilir, hatta bisiklet, fayton ve römorklu gezi turlarına katıla bilir.

      Parkur, masalsı atmosferini biraz da bu İrem bağları ve Ağrı Dağına borçlu. Baharda yemyeşil, sonbaharda ise rengârenk, yüzlerce çeşit kuş türü var. Onların ötüşleri ve yol boyunca dizilmiş yöreye has kavak ve salkım söğüt ağaçları yürüyüşçülere eşlik ediyor.

       Nuh’un İzinde Gezi Parkuru 2017 yılında  İskender Iğdır Ağrı Dağı Dağcılık ve Doğa Sporları Kulübü tarafında yapılan küçük bir çalışmayla   20 kilometre boyunca başlangıç ve yol işaret levhaları yapılmış, 6 km, 9 km ve15 km kısa, orta  ve uzun mesafe olmak üzere 3 ayrı kategoride toplanmıştır.  Parkurlar genellikle stabilize ve patika yollardan oluşuyor. Ayrıca parkurda 25 kilometrelik dağ bisikleti rotası ve bir off road  sahası  mevcut. Rotanın en avantajlı özelliği yılın 11 ayı yürüyüş olanağı sunması.

        İrem Bağlarından Ağrı Dağı Milli Parkına doğru uzanan bu doğa harikası parkur Melekli beldesi CPL Lisesi önünden başlıyor. Parkur başlangıcından 10 dakika sonra İrem bağlarına varırsınız. Tipik bağ evleri, baharda açan rengârenk çiçekler ve can şenlendiren dağ çilekleri rotayı daha da keyifli hale getiriyor.

        Kanal üzerindeki asma köprüden geçip patikayı izleyerek yükselir ve vadiye hakim tepede bulursunuz kendinizi. Rus bucağı denilen bu tepede yontma taş devrinden kalma mağaralar, ve dinazor şeklindeki dev kayaların yanında soluklanmak ve Ağrı Dağı’nın en güzel resimlerini  buradan çekmek için çok  ideal bir nokta. Ardından Ağrı Dağı’na uzanan patika yola yönelirseniz  Dağ Tüm heybetiyle dimdik karşınızda gittikçe daha çok gitmek istiyorsunuz. Yada vadiyle tepelerin birleştiği sırttan Kasımtığı Tepesi’ne doğru devam ederseniz. 4 bin yıllık kaya mezarlarının da görmeniz mümkün. Tekrar geriye dönük İrem bağlarına yol aldığınızda tabelaları takip ederek yaklaşık 1.5 saatlik kolay bir yürüyüşün sonunda Koçtaş,  Gülabı Şah Süreyya Bağları’na ulaşırsınız. Buradan 5 dakika sonra başlangıç noktasına varmanız mümkündür.

 

 

Nuh’un İzinde Gezi Parkur’undan Kareler

    Tabiat ananın özenle yarattığı Ağrı Dağının ovayla birleştiği noktada bulunan  İrem Bağları her mevsim birer renk paletine döner, her taraf çiçeklerle bezenir.  İlk baharda doğanın uyanışına burada tanık olmak, 4 mevsim bu güzelliğin içinde yürüyüşler yapmak doğa severlere için  büyük bir ayrıcalık olsa gerek.


TURİZM YÖNÜYLE IĞDIR
      TARİHİ AÇIDAN IĞDIR:  Bugüne kadar yapılan çeşitli arkeolojik ve prehistorik (tarih öncesi) araştırmalar, bölgedeki yerleşmelerin insanlık tarihi kadar eski olduğunu, bölgenin bir çok medeniyete ve uygarlığa beşiklik ettiğini ortaya koymaktadır.
   Tarihi ve kültürel değerlerin yanısıra bozulmamış doğal dokusu,  Avrupa nın ve Türkiyenin en yüksek dağı olan Ağrı Dağı, Tekaltı Dağı,  Nuhun Gemisi, Korhan Meteor Çukurları, Açık Hava Müzeleri, Ahura Buzulu ve kaya mezarlığı, kutsal kitaplarda adı geçen Adem ile Havvanın yaşadığı İrem Bağları,  Süreyya Çeşmesi, Tuz Mağaraları, yarım kalmış Pamuk Dağı Kayak Merkezi projesi, Melekli Kültepe yontma taş devri dönemine ait  kalıntı, mağara ve kaya mezarları, Türkiye’ nin en yüksek anıtı olan Iğdır Anıt ve Müzesi, Eski İpek yolu güzergahında kurulu tarihi Kervansaray, Karakale,  Kümbetler, Tarihi Koçbaşı Mezar Taşları, ülkemizde bulunan 490 kuş türünün 266 sını kendi bünyesinde barındıran Karasu ve Aras Cıyrıklı su vadisi, açık hava müzeleri, ve dünyada eşi benzeri olmayan üç ülkeye sınır olma özelliyi de turizm açısından Iğdır’ın önemli bir potansiyele sahip olduğunu hatırlatmaktadır bizlere.
        Iğdır Doğuanadolu bölgesinin en ılıman iklimine sahip üç ülkeye sınır olma özelliğinin yanısıra, kutsal kitaplarda bir çok efsaneye konu olmuş dünyaca ünlü Ağrı dağını, İrem Bağlarını, Nuhun Gemisini kendi coğrafyasında barındıran ve bu nedenle turizm açısından çok önemli avantajlara sahip ve gelişmeye müsait şirin bir ilimizidr.   Turizmde her ne kadar yeterli derecede adından söz ettiremese de, coğrafi konumu ve sahip olduğu üstün özellikleri sayesinde turizm alanında gelecekte marka şehir olmayı vaat ediyor bizlere. Bu nedenle Iğdır’ın turizm açısından şu ana kadar arka planda kalmış turizm değerlerini ön plana çıkararak ülkemiz turizmi açısından yeni alternatifler oluşturulmalı ve bu hususta çalışmalar yapılmalıdır.    
ÜÇ DEVLETLE SINIR TEK İL
Iğdır, 27 Mayıs 1992 tarihinde ekonomik ve coğrafi konumu dikkate alınarak Kars ilinden ayrılıp Türkiye’nin 76. ili oldu. Toplam nüfusu 181.866’dır. Kent, 3 İlçeye ve 3 beldeye sahiptir.
Ülkemizde üç devlet ile sınırı olan tek ildir. Komşuları: Kuzey ve kuzeydoğuda  Ermenistan,  doğusunda Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti,  güneydoğusunda İran, güneyinde Ağrı, batısında Kars bulunuyor. Azerbaycan’ın özerk bölgesi olan Nahçıvan ile arasında Dilucu hudut kapısı faal durumda.
Ağrı Dağı,  Tekaltı dağı,  Pamuk Dağı, Zor Dağı başlıca dağlarıdır. Aras Nehri kente ayrı bir özellik ve güzellik katıyor.
 
TURİZM YÖNÜNDEN IĞDIR AĞRI DAĞI
Kutsal kitaplarda tufandan sonra Nuh’un gemisinin karaya oturduğu yer olarak bilinen Iğdır Ağrı Dağı bir çok dinin çıkış merkezi olarak anılmaktadır. Ağrı Dağı yalnızca dağcıların kutsal mabedi değil, inananların da Hac yeri olarak ziyaret ettiği bir dağdır. Kutsal kitaplar Ağrı Dağı’nın adını Nuh Tufanı ile anarlar. Bu efsane -Nuh Efsanesi- ilk Musa Peygamber’in yazdığı Tevrat’da geçer: “Ve gemi yedinci ayda, ayın onyedinci gününde Ararat Dağları üzerine oturdu.” Türkiye’nin Çatısı olarakta adlandırılan Ağrı Dağı. Dört  ülke toprağının sınırlarının birleştiği bir düğüm noktasıdır. Açık havalarda buz kristalinden takkesinden dünyanın 400 kilometre çaplı bir toprağı yani Türkiye, Ermenistan, İran, Nahçıvan, Azerbaycan, Gürcistan, Kafkasya görülebilir,  Bölgede, zengin bir turizm potansiyeli bulunmaktadır. Özellikle Iğdır Ovası'nın güneyindeki Büyük Ağrı Dağı ülkemizin dağ turizmi yönüyle yüksek bir potansiyele sahip dağlarından birisidir.  
    Bu volkanik dağ, dağcılık sporu ile uğraşanların belki de aradığı bütün özelliklere sahiptir. Gerçekten, tırmanış mesafesinin yüksek olması ve çıkışın başladığı yere kadar motorlu araçlarla gidilebilmesi önemli bir avantajdır. Bir çok ülkede, dağın kaidesine varabilmek için bazen günlerce yürümek gerektiği halde, Ağrı Dağı; Doğubeyazıt, Iğdır ve Aralık gibi merkezlere gelen asfalt yollarla kolayca ulaşılabilecek bir konumda bulunmaktadır.
      Ağrı Dağı'nın Hz. Nuh Tufanı hadisesi dolayısıyla diğer dağlara göre daha fazla turist çekme özelliği bulunmaktadır. Ağrı Dağı'nda yüksek bir turizm potansiyelinin varlığını ve değerlendirilmeyi beklediğini söyleyebiliriz. Bu konuda yapılan bir araştırmada, Bağı İrem olarak adlandırılan alanda Hz. Nuh'un temsili gemisi yerleştirilip, dağın doruk noktasına bir teleferik hattı döşenerek, bölgenin turist çekme cazibesi artırılabilir.
 TIRMANILAN ROTA  
1-Iğdır Korhan ( BABEK ) Rotası
2- Iğdır küp gölü (A. KARACA) Rotası 
3- Aralık (Atabey Seyhan) Rotası
    Korhan yaylası (Doruk ERDENER kampı 1950 m.), Babek Rotası; Karakolun güneyindeki yamaçta yer alan ve su deposunun altından başlayan patika (bu patikadan aynı zamanda su deposuna Kum Düzünden su isale edilen boru hattı da geçmektedir) takip edilerek Kum Düzüne ulaşılır. Kum Düzü (3380 m.). Kum Düzünün Güneydoğusunda yer alan ve yaklaşık Kuzey- Güney uzanımlı Yusufbey Sırtı takip edilerek 1. kamp yerine varılır. (M. Metin ÖZEN Kampı )3476 m) 1. Kamp- Yusufbey Sırtı (3680 m.). 1. Kampın Güneyinde yer alan ve yaklaşık Kuzeybatı- Güneydoğu uzanımlı sırt takiben 2. Kamp yerine. 2. Kamp (4180 m.). 2. Kamp yerinden itibaren muhtemel rota; Kamp yerinden itibaren Güneydoğuya uzanan sırt takip edilerek veya yan geçilerek buzula girilir, buzulun eğimine bağlı olarak genelde önce güneydoğu istikametinde, sonra güneybatı istikametinde hareketle 1. platoya ulaşılır. Buradan yine güneydoğu yönlü hareketle 2. platoya çıkılınca hemen güneydoğuda görülen zirveye çıkmak mümkün olabilir. Coşkun Oluz
 
IĞDIR ANIT VE MÜZESİ
Bu anıt 1915-1920 tarihleri arasında bölgede yaşayan Ermeni saldırıları sembolize etmektedir ve ilgili belgeler bulundurulmaktadır. Her ay 4.000 civarında ziyaretçi müzeyi gezmektedir. 350 m² kapalı Müze 2 havuz ve 36 m yüksekliğinde 5 adet kılıçtan oluşmaktadır. Etrafı yeşil alan ve park olarak inşa edilmektedir. Toplam 14.000 m² alanı kapsamaktadır. Yerden yüksekliği 43,5 metredir. Dolayısıyla Türkiye'nin en yüksek anıtıdır. Yapımına 1 Ağustos 1997 tarihinde başlanmış ve 5 Ekim 1999 tarihinde hizmete girmiştir. Iğdır "soykırım" Anıtı, şimdi Türkiye’ nin en yüksek anıtı olup, yüksekliği 43.50 m. dir. Çevre Yolu Kavşağı Melekli beldesi girişindedir. Coşkun Oluz
 
 
KARAKALE ÖREN YERİ
 
Iğdır Ovası'nın batısında, Ermenistan sınırında, savunmaya elverişli bir konumda kurulmuş olan Karakale, Sürmeli Çukuru'nun en eski yerleşim merke/lerinden biri olup, Urartular'a belki.daha da eskilere dayanır. Ancak, 1664 ve 1840 yıllarında meydana gelen depremlerde, kale duvarları tahrip olmuştur. Günümüzde tamamen harabe halindedir.
 
IĞDIR EJDER KERVANSARAYI
Iğdır il merkezine 15 km uzaklıkta Harmandöven köyü yanında yer alan tarihe tanıklık etmiş bu Kervansaray bölgedeki ayakta kalan en eski Türk eserlerinden biridir. Yapıt Batum Tiflis Bakü Şirvan Divin ve Anı’den gelen kervanların konaklama yeri olarak kullanılmıştır.12.asırda Surmari Emri Şerafettin Ejder tarafından yaptırılmıştır. Avlusunun kapalı hol sistemi planı ve gösterdiği süsleme özelliklerinden doğu batı doğrultusunda uzanan han dikdörtgen planlıdır, dışarıdan kulelerle desteklenmiş formu ile bir kale görünümü arz etmektedir,plan olarak önde üç bölmeli sahın ve arkada üç nefli kapalı hol sisteminden ibarettir.  Oldukça zengin motiflerle süslenmiş bu tarihi yapıt aynı zamanda Anadolu Selçuklularının ticari zenginliğini organizasyon güçlerini ve yüksek kültürlerini günümüze yansıtmaktadır. Yapıt 2008 yılında İl Özel İdaresi tarafından yeniden restore edilerek turizme kazandırılmıştır.
 
IĞDIR KORGANI (Kalesi)
 Kale, Büyük Ağrı Dağı'nın eteklerinde bulunmaktadır. Savunmaya elverişli sarp kayalıklar üzerinde ve kervan ticaret yolunun en iyi şekilde kontrol altında tutulabileceği bir konumda yer alan Iğdır Korganı, XI. yüzyılda Oğuz Türkleri tarafından kurulmuştur. Dağ yamaçlarında "Kız Kalesi" ve onun 200 m. kadar aşağısında "Oğlan Kalesi" adı verilen iki kale kalıntısı bulunmaktadır. Sürmeliden Büyük Ağrı Dağı'na doğru giden ilk çağın kervan yolu, bu iki kale arasından geçer ve Ahura yönünde uzanarak Küçük ve Büyük Ağrı  Dağları arasındaki Serdarbulak Geçidi'nden Beyazıt'a (Doğubeyazıt) doğru giderdi. Iğdır Korga-nı'nda, o devirlerden kalma bir değirmen harabesi de bulunmaktadır. Coşkun Oluz

ÇAKIRTAŞ KÖYÜ SELÇUKLU KÜMBETİ

Iğdır'ın yaklaşık 11 km. kuzeyinde Çakırtaş köyünde bulunan Kümbet, giriş kapısı üzerinde dikdörtgen bir çerçeve içerisinde yazılmış kitabeden 890 H./ 1485 M. yılında Kul Yusuf adlı bir zat için yaptırıldığı anlaşılmaktadırKümbet iki katlı, sekizgen gövdeli, orta ölçülerde ve düzgün kesme taş malzeme ile inşa edilmiştir. Sekizgen gövde dairesel bir temel üzerine oturmaktadır.  Yapıt oldukça zengin mimari işlemelerin yanı sıra bölgede yapılan her türlü sefer ve etkinlikleri bir not defteri gibi üzerinde barındırmaktadır. Bu yapıt bir çok tahribata uğramasına rağmen hala cazibeliğini korumaktadır.bu eser hakkında resmi kaynaklarda pek çok geniş bilgi mevcut değildir, şayet   yapıtın üzerindeki yazılar ve işaretler okutturulursa ığdırın tarihi hakkında daha geniş bilgiler ortaya çıkacaktır.kümbet yeniden elden geçirildiği taktirde bölgenin en güzel ve en önemli tarihi eserleri arasında yerini alacaktır. Coşkun Oluz
 KÜLTEPE (URARTU TEPELERİ)
 
Merkeze bağlı Melekli Brldesi sınırları içerisinde bulunan bu tarihi alanda  1913 yılında yapılan kazılarda bir Urartu mezarlığı ortaya çıkarılmış ayrıca yontma taş devri döneminden kalma bir çok süs eşyaları, silahlar ve mühürler bulunmuştur. Halk arasında  kireler yada Ağrı nın etekleri olarak  adlandırılan bu tepeler aynı zamanda temiz bir hava solumanın güzel bir manzara seyretmek isteyenlerin arabayla 10 dakikada gidebileceği bir yerdir. tepeden Ağrı dağı istikametine doğru kanal boyu ilerledikçe bir çok doğa güzelliklerinin yanı sıra eski tarihi mezarlara da  rastlayabilirsiniz. Dağ bisikleti tutkunları ve atlı geziler için bölgedeki en uygun yerlerden birisidir.
 AHURA ÖREN  (Harabe) YERİ: 
  
Dünya dinlerinin anası olarakta adlandırılan Ağrı Dağı, eteklerinde bulunan Ahura (Yenidoğan), günümüzden 2200 yıl önce Artaksiyaslılar tarafından bir dini ibadet merkezi olarak kurulmuştur. Ancak; 1840'ta meydana gelen deprem nedeniyle, dağdan yuvarlanan büyük kayalar ve çamur, köyü örterek yok etmiştir. Burada, halen eski değirmen taşları su ve sandık taşlarla birlikte eski bir köy yerleşim mezarlığı bulunmaktadır. Coşkun Oluz
 
MELEKLİ TUFAN ALİ AÇIK HAVA MÜZESİ
 
 Iğdır  merkeze bağlı Melekli beldesinde bulunan bu anıt 1917-1918 yılında sürmeli çukurunda kurulan Aras Türk Hükumetinde   milletvekili olarak görev alan aynı zamanda Iğdır İcra Hükumetinin kurucusu olan  Ali Ekber Tufan adına yapılmıştır. Anıt Iğdır  merkezden 3 km uzaklıkta  görmeye değer bir yerdir. ayrıca anıtın etrafında bir çok tarihi kalıntılarla eski koç başlı mezar taşlarının bir arada bulunduğu  açık hava müzesini de  görmeniz mümkündür. Anıt etrafındaki tarihi taşlar 2014 yılında gönüllü çevre dostu Coşkun Oluz tarafından anıt etrafına toplanarak kısmen Açıkhava müzesi haline getirilmiş olup harabe şeklindeki diğer taşlarında bu alana toplanması halinde bölgenin en büyük açık hava müzesi haline dönüştürülmesi mümkündür.
 BULAKBAŞI KARASU MESİRE ALANLARI:  
 
 Yöre halkı tarafından Karasu çayı olarak adlandırılan bu mesire ve piknik yeri Iğdır ın Taşburun nahiyesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Bu çayın çevresi sizlere çok güzel doğa manzarası sunmakla beraber, ayrıca su samuru, su maymunu,(Koypu) su kaplumbağaları, zengin kuş ve balık çeşitleriyle sizleri adeta büyüleyecektir. 
    burada tespit edilmiş kuş türü sayısı ise 243. Bu da Türkiye kuş türlerinin yarısından fazlasını oluşturuyor. Daha fazla araştırmayla bu sayının 270'i geçeceği ve 300'e yaklaşacağı tahmin ediliyor. Ayrıca bu alanda bir takım kısmi çalışmalar yapıldığı takdirde buranın hem mesire alanına dönüştürülmesi hemde doğu amadolu ve Nahcivan bölgesinin en önemli plajları arasında yer alacağı ve ilimize ve ülkemize  turizm açısından büyük bir ekonomik katkı sağlayacağı mümkündür.
 
 
TUZLUCA MESİRE YERLERİ:  
  
 Doğu Karadeniz yaylalarını andıran bu ilçemizde doğal güzelliklere , tabi su kaynaklarına, zengin çiçek çeşitlerine balık ,yabani hayvan türleri, işlenmiş taş parçaları ve tarihi kalıntılara rastlamanız mümkündür. Bunları Hamurkesen Kelekli, Çiçekli, Üçkaya (Ekerek) Gaziler Demirsıkan, Tuzluca tuz mağaraları, Tekaltı dağı, Karataş, Köroğlu Mağarası ve Kızıl ziyaret tepesi olarak sıralayabiliriz. Coşkun Oluz
 
 
KOÇ BAŞLI MEZARLAR :    
 Hemen hemen Iğdır Ovası'ndaki bütün eski mezarlıklarda bulunan koç başlı mezarlar, Selçuklu, Akkoyunlu ve Karakoyunlular döneminden kalmadır. Eski Türk boylarında bir kültür haline gelen ve hemen hemen ölen herkesin mezarına koyulan bu koç heykelleri Doğu anadolunun yanı sıra Tebriz, Tiflis, Bakü, Erivan ve Nahcivan bölgelerinde İlimizde ise başta  Karakoyunlu, Melekli olmak üzere  Taşburun, Dize, Cennetabat, Yaycı,  Küllük, Hakmehmet Kuzeyden, Kasımcan, Oba, Amarat,  Akyumak gibi köylerimizde rastlamanız mümkündür. Coşkun Oluz
 
 İREM  BAĞLARI  
Melekli beldesinde Ağrı Dağı'nın eteklerindeki "İrem Bağları", doğal güzelliği ve yaban hayatıyla turistleri adeta büyülüyor. Yöre halkı arasında "İrem Bağları" olarak bilinen bu yeşil vadi, barındırdığı renk tonlarıyla ziyaretçilerine adeta görsel şölen sunuyor. Yine yöresel inanışlara göre  bu alanda bulunan asırlık tarihi üzüm ağaçları, hiçbir yerde türüne rastlanmayan şalak kavunu ve diğer tarihi kalıntıların Hz. Nuhtan kaldığı inancı yaygındır. NUH’un İzinde Gezi Parkuru olarakta adlandırılan bu tarihi alan turizm açısından oldukça görmeye değer bir yerdir. bu alanda dinazor şeklindeki kayaların yanı sıra  ilginç mağaralar, endemik bitki türleri, ve ayı, kurt, boz tavşan, kaplumbağa, kirpi, yılan ,kartal, bal porsuğu, kertenkele, domuz, baykuş, tilki, çakal yoğun kuş türü ve birçok bukalemun türlerine rastlamanız mümkündür, doğa sporları, fotoğrafçılık ve dağ bisikletiyle uğraşanlar için ideal bir turizm dinlence ve mesire alanı olan bu yer il merkezine sadece 6 km uzaklıktadır.              MÖ. Ortadoğu tarihinin en geleneksel kaynağı olarak kabul edilen ve Musa tarafından yazıldığı ileri sürülen Eski Ahid’in (Tevrat) beş kitabından ilki olan Tekvin’de Ararat ilk kez şöyle geçmektedir: “Ve gemi yedinci ayda, ayın on yedinci gününde Ararat Dağları üzerine oturdu” (8. Bap 4. Ayet). Ağrı Dağı’na Ararat denmesi de, Tevrat’ta geçen Ararat Dağları’nın Ağrı Dağı ile aynı sayılmasından kaynaklanmıştır. yöre halkınca Ararat  Erarvat olarakta anılmaktadır.Yine kutsal kitaplarda Nuhun Gemisinin  Ağrı Dağı 'nın Kuzeybatı veya Batı yamaçlarında karaya oturduğu burada karaya çıkan insanların tekrar çoğalmaya başlayarak, dünyaya yayıldığı,  "Adem" ile  "Havva"'nın yaşadığı " İrem Bağları" 'nın da Büyük Ağrı Dağı 'nın Kuzey eteklerinde (İğdır Melekli Ovası) yer aldığı kabul edilmektedir. Coşkun Oluz
 
KORHAN METEOR ÇUKURLARI :  
   Iğdır il merkezinden yaklaşık 35 km uzaklıkta Karakoyunlu Korhan yaylası sınırları içerisinde yer alan bu çukur göktaşının düşmesiyle meydana gelmiş önemli bir cazibe merkezidir. Çukurun etrafında bir çok işlenmiş taşlara da rastlamanız mümkündür, zengin doğa manzarasıyla ve dünyanın hiçbir yerinde rastlayamayacağınız çiçek florasıyla bir renk cümbüşü olan bu yer aynı anda üç devleti görme ( İran, Nahçivan, Ermenistan) imkanıda sunuyor sizlere,ayrıca Korhan yaylası eski tarihi orman aşağısında’ da bulunan iki ayrı meteor çukuru’ da çok dikkat çekicidir. fotoğraf düşkünleri ve yürüyüşü sevenler içinde ideal bir yerdir.
 
KOLİKENT KÜMBETİ 
Iğdır ili, Aralık ilçesi Kolikent Köyü mezarlık alanında yer alan kümbet düzgün sekizgen planlı ve her kenarı yaklaşık 2 m genişliğindedir. Duvarlar düzgün kesme taşlarla örülmüş ve yaklaşık 50 cm kalınlığında, 1.60 m yüksekliğindedir. Kümbetin kubbesi yukarı doğru sivrilen formda ve yaklaşık 1.40 m yüksekliğindedir. Kubbe ve duvar arasındaki bağlantıyı, 30 cm kalınlığındaki kasnak sağlamaktadır. Üstünde ve çevresinde herhangi bir kitabeye rastlanılmamış, Kümbetin duvarlarında ve özellikle çatısında yoğun tahribat gözlemlenmiştir. Coşkun Oluz
 
 
 
 
     Gödekli kümbeti;        Kuzey güney istikametinde kare planlı olarak inşa edilen ve giriş kapısının üzerindeki Osmanlıca kitabede yazılı bulunan Hicri 1322(Miladi 1907) tarihinde Hacı İbrahim adına yapılan kümbetin giriş kapısı güney istikamette olup siyah kesme bazalt taşından inşa edilmiştir. Kümbetin temeli iki sıra taşla esas binanın duvarlarından dışarı doğru çıkıntı yapmaktadır. İki metre yüksekliğinde ve 5,50x5,50 metre çapındaki binanın üstü yarım kubbeli olup, kubbe ile çatının birleştiği yer dışarıya çıkıntı teşkil etmektedir. Güney doğu ve kuzey doğuda birer küçük penceresi bulunan kümbetin içerisi çamurdan basit olarak sıvanmıştır, iç mekan da bulunan üç mezar ve bu mezarlara ait Osmanlıca yazılı üç mermer kitabe bulunmaktadır. Zaman zaman bu mezarlar define arama maksadı ile tahrip edilmişlerdir. Aralık ilçesi Devlet Üretme Çiftliği arazisi üzerinde bulunan kümbetin özellikle dış cephesi oldukça sağlam bir şekilde ayakta durmaktadır. Coşkun Oluz
 
 ŞAHMARAN TEPESİ VE MAĞARASI: 
  Iğdır merkeze 5 km uzaklıkta Melekli beldesi sınırları içerisinde  İran, Nahçivan, Ermenistan yolu üzerinde bulunan bu tepe tarihi açıdan oldukça önem arz etmektedir, ayrıca tepenin altında uçsuz bir mağara bulunmaktadır. efsanelere  ve inanışa göre yılanların şahı Şahmeran’ ın yöre halkından birisiyle olan aşkı bu mağarada geçmiştir, Şahmeranın yaşadığına inanılan tepe altındaki mağara 2002 yılında yüzeysel olarak üstü kapatılarak doldurulmuştur. Mağarada yontma taş devrinden kalma  bir çok tarihi ev eşyaları bulunmuş olup bu eşyalara  halen köy evlerinde rastlamanız mümkündür. Coşkun Oluz
BÜYÜK AĞRI DAĞI:
Büyük   ve   Küçük     Ağrı  dağları;   Türkiye,  İran  ve  Nahcivan   devlet  sınırlarının   birleştiği  bir  noktada yer alır. Küçük Ağrı doğuda,  Büyük   Ağrı   Dağı   batıdadır.   Her   ikisine   birden  Ağrılar denir. Doğubayazıt ovasının  kuzeyinde,  ilçe   merkezine   15 km.  uzaklıktadır.   Ana  kütleyi Büyük     Ağrı  oluşturmaktadır.  Her ikisinin  yamaçlarında  oluşmuş pek çok parazit koniler vardır. Türkiye’ nin en büyük dağı olan Büyük Ağrı dağı (5.137 m.) solmuş volka- nik bir yanardağdır.  Ağrı Dağı, Aras güneyi dağının ucu ile bağlantılıdır. Ağrı dağı ile bu sıra dağı birbirinden Pamuk Gediği ayırmaktadır ki, Doğu bayazıt- Iğdır karayolu buradan geçer.
Ağrı  dağının   kuzey  batısındaki   Iğdır  ovasından  yüksekliği   4.500  m.. güneyindeki  Doğubayazıt  düzlüğünden nisbi yüksekliği 3.400 m.’ dir. Bu fark Iğdır ovasının çukurda oluşundandır.
Ağrı dağı,  küçük tepeler teşkil etmeden,  birbirine  tek  başına  yükselerek dünya  volkanlarının  en  görkemlisi  olmuştur. Dağın  zirvesinde  kar  ve buzlarla  kaplı  bir  krater  vardır.  Bundan  örtülü  dağın  tepesi  yaz - kış devamlı karla kaplı olarak beyaz görünür. Büyük  Ağrı’nın  üzerini  bulut örter ve tepe tarafına yazın dahi kar ve yağmur yağar.
Ağrı Dağı  yaklaşık   17  km.  yarı  çapında  bir  taban üzerine oturmuştur. 1.188   km.2  yer kaplamaktadır.  Çevresi  128 km. dir. Dağın tepe tarafı üç çataldır  ve  en  yüksekliği Iğdır’ a  bakandır .  Kar  sınırı     4.000  -  4.500 metreden başlayan dağ, geniş bir alana egemen olduğu için, Karaköse’ nin bir   çok   yerinden,   Iğdır   ilinin  ve   Nahçıvan’ ın  her  tarafından,  Van, Erzurum, Kars,  Ermenistan  ve  İran’ ın  yüksek  yerlerinden  görülebilir. Bu dev kütlenin yakından görünüşü heybetli ve etkileyicidir.
Dağ bir sünger  gibi  kendi suyunu kendi içine çekerek emer. Dağın emdiği suların  bir  kısmı  Serdarbulak,  Yakup,  Örtülü  ve  Topçatan   kaynakları ile dışarı çıkar. Ancak yarık bulamayan kar suları dağın  eteklerine  doğru akar.   Dağ  eteklerine  yaylaya çıkan göçebeler, dağda çok sayıda bulunan evcil ve yabani hayvan bu sulardan faydalanır.
Ülke turizmi yönünden büyük bir öneme sahip olan Ağrı dağı: Her zaman karlı,  her  zaman  dumanlı... Onun  başı  hep  göklerde... Büyüleyici beyaz zirvesi  sonsuza  asılmış  bir  bulut  gibi ve yeryüzünden tamamen kopmuş görünen efsane dağ Ağrı, türkülere sinmiş, aşıklara ilham kaynağı olmuş...
Büyük   Ağrı’ nın  kuzey  yamacında  ve  4.000 m.  yükseklikte  Küp  Gölü adında bir krater göl vardır. 
Dağın zirvesinde Ağustos ayında bile ısı –6 dereceden aşağı düşmez. Yaz mevsiminin  sıcak  günlerinde  normal  ısı  0’ ın  altında -6*,-10* arasında olur. Yaylası bol, otlaklarının her mevsimde otları  görünür.  Ağrı dağının yamaçlarında  ağaçsı  bitki  örtüsünün  çok  seyrek  olduğu  dikkati  çeker. Bazı kesimlerde bodur huş ağaçlarına ve ardıç çalılıklarına rastlanır.
Kışın D. Bayazıt ovasına karla örtülü olduğu halde,  Ağrı  dağının  güney doğu,  güney  ve güneybatı yamaçlarında kar tutmayan pek çok yer vardır. Kışın  buradan  “kışlak”  olarak  kullanılıp  koyun  otlatılır. Bilhassa inek vadisindeki mağaralar, yüzlerce koyunu barındırabilecek genişliktedir.
Tarihi  belgeler ,  Dede  Korkut  Hikayeleri  ile  İstahri ve Mukaddesi gibi Arap  yazarlarının  verdikleri   bilgilere   göre,   önceki   yüzyıllarda   Ağrı yamaçlarının  ormanlarla  örtülü  olduğu  anlaşılmaktadır .  Günümüzde iyice  çıplak  bir  durum  kazanan  Ağrı  Dağının etekleri, çevresine tespih taneleri  gibi dizilen köylerde çok sayıda beslenen hayvanlara aşırı otlama yüzünden  iyice  çoraklaşmakta,  hatta  erozyon  baş göstermektedir. Coşkun Oluz
 KÜÇÜK AĞRI DAĞI : 
Ağrı  Dağının  volkanik  kütlesi temelde birdir, sonradan iki büyük koniye ayrılır. İşte bu konilerden doğudakine Küçük Ağrı dağı adı verilir.
Büyük  Ağrı’ nın  hemen yanı başında yükselen  Küçük Ağrı Dağı, oluş ve yapı bakımından Büyük Ağrı’ ya benzer. Bu diğerinin tersine sivridir, tam bir  konik  çadır  şeklindedir.  Küçük   Ağrı  daha  sivri, büsbütün susuz ve çıplaktır.  Her  iki  volkan  dağın  doruk  çevresinde  dört yana doğru derin sarp yamaçlı ve dar vadiler uzanır.
2.500   metreye  kadar  ortak  bir  taban  üzerinde yükselen iki koniyi, yani Büyük   Ağrı ile Küçük   Ağrı dağını  14 km.  uzunluğundaki  Serdarbulak geçidi ( 2.687 m. ) ayırmaktadır.  Bu iki dağın arası kısa ağaçlarla kaplıdır. Küçük Ağrı’ nın karı yaz ortamında tümüyle kalkar.
Küçük   Ağrı’ nın  tam  tepesinde kraterin ağzında göl halinde su birikirse de,  bu  çukurluğun  suları  yazın  kurur.  Yamaçlar  diktir,  fakat çoklukla kayalık değildir.  
 
ATA OCAĞI KÜLTÜR EVİ: Iğdır ın Melekli beldesinde gönüllü çevre dostu ve araştırmacı yazar Coşkun Oluz tarafından oluşturulan bu kültür otağı özel etnografik müze olma niteliğindedir. Iğdır’da  son 150 seneyi konu alan, yaşayan halkların "üretken" kimliğini, günlük hayatlarında kullandıkları zanaat ve sanat eserlerini sergileyerek anlatan kültür evi Iğdır’ın geçmişine bir pencere açıyor. Ata Ocağında Iğdır yöresine ve Türk boylarına özgü giyim, ev eşyaları, aletleri, objeleri, halıları ve çadırları gibi pek çok eşya ile; el işi, sanat yapıtları, yazmalar, kolye ve nazarlıklar yer alıyor. Ayrıca Iğdır yöresinde Ata ocağı olarak adlandırılan bu evler dededen  kalma bir kutsal miras olarak kabul edilmekte ve gelecekte bu ocaktan dağılan herkesin bir araya yeniden gelebilecekleri bir mekan olarak düşünüldüğünden yöre halkınca ata ocağı bir kutsiyet arzetmektedir. Ata ocakları olarak adlandırılan bu eski evlere ığdırın bir çok köyünde rastlamanız mümkündür. 










IĞDIRIN TARİHİ TURİSTİK YERLERİ VE DOĞAL GÜZELLİKLERİ
HAZIRLAYAN COŞKUN OLUZ …IĞDIR AKUD KULÜBÜ ONURSAL BAŞKANI
 
IĞDIR BÖLGENİN TİCARET TURİZM VE DİNLENCE MERKEZİ OLUYOR:
dinlenmek, eğlenmek, görmek ve tanımak gibi amaçlarla yapılan geziler ve bir ülkeye veya bir bölgeye gezmen çekmek için alınan ekonomik, kültürel, eğlence ve dinlence amaçlı kurulmuş sosyal tesisler ve teknik önlemlerle, yapılan çalışmaların tümüdür. Turistik gezi, insanların sadece bir yerden bir yere gitmesi değil kültürel, ekonomik ve toplumsal olarak da iletişim içinde olmalarıdır. Turizm sayesinde insanlar hem diğer ülkelerin güzelliklerini görmüş bilgi edinmiş olurlar hemde gittikleri ülkeye gördükleri yerler karşılığından para kazandırırlar. Yani turizm ziyaret edilen ülkenin ekonomisine de büyük katkı sağlar   
 
      İlimiz bir sınır kenti, üstelikte yanlış bilinmiyorsa dünyada sadece üç ülkeye sınırı yani üç devlete giriş-çıkış kapısı olan tek il. Sanayi pek yok, Tarım idare eder ve etmez arasında hayvancılık ise halk tabiri ile bitmiş durumda. Hal böyle olunca vatandaşın gözü ister istemez sınır kapılarında. Hatta Son zamanlarda sınır kapılarının açılması söz konusu olunca ığdırda bir takım gelişmeler yaşandı, sınır kapıları ve ilimizde kurulması planlanan serbest bölgenin konuşulmasıyla birlikte birçok ünlü marka ve gros marketlerin ığdıra gelmesine sebep olmuş ve markalar arasında yapılan fiyat ve kalite rekabeti ığdırı bölgenin alışveriş anlamında hem en ucuz şehri hemde   cazibe merkezi haline getirmiştir.
Bu şehir artık gözünü turizm sektörüne dikmiş durumda . İster inanç turizmi, ister kültür turizmi, ister dağ ve doğa sporları turizmi olsun; dünyada ki pek çok ülke ve şehir gibi bu sektörden para kazanmak hedeflenmeli. Herkes şehrin stratejik konumundan güzelliğinden, özelliğinden bahsediyor, ancak bunların para edeceği kimsenin aklına gelmiyordu, son yıllar ığdır valiliğince düzenlenen ağrıdağı korhan yaylası şenlikleri, ığdır kar şenlikleri, nevruz şenlikleri, ığdır nahçivan dostluk ve dayanışma festivali, herkes için spor şenlikleri, kayısı festivali, 30 ağustos ağrı dağı zafer tırmanışı gibi etkinlikler sayesinde gerek iran, azerbaycan vatandaşları gerekse çevre illerde yaşayan vatandaşların ığdıra gelmesiyle ığdırın tanıtılmasına katkı sağlamış ve ilimizde gözle görülür derecede bir haraketlilik gözlenmiştir. Iğdır ülkemizin en uç noktasında olmasına rağmen bölgede en çok (Nahçivan ve İran) turist girdisi olan iller arasında, fakat konum itibariyle (Erivan Tiflis Nahçivan Bakü Tahran Tebriz) gibi bir çok başkent ve metropol şehirin geçiş noktası ve merkezinde bulunan ığdır artık bu konumunu iyi değerlendirmeli hem bu şehirlerin turizm pazarlamasını ığdır üzerinden yapmalı hemde bölgenin turizm ticaret ve dinlence merkezi haline getirilmeli. Bilindiği gibi ülkemize en çok gelen yabancıların başında iranlı turisler gelmektedir, yıllık irandan ülkemize gezmek ve eğlenmek için gelen turist sayısı resmi rakamlara göre 1 buçuk milyon, bu sayının yılda 300 binini ığdıra çekmeyi başarırsak bu rakamın ığdır kasasına bırakacağı döviz en az 100 milyon dolardır. Bunun gerçekleşmesi içinde ığdırdaki bir takım eksiklikleri tamamlamalıyız, mesela bulakbaşı mesire alanında hakveyis botanik gölde bir takım düzenlemeler yapmalı ve ığdırda yapılması düşünülen nuhun bağı ve türbesi inanç turizmi açısından oldukça önemli bir proje olmakla birlikte ilimizde yapılan festival ve şenliklerin sayısı artırılmalı ayrıca yapılan organizasyonlarda İran ve Azerbaycanın resmi tatil günleride dikkate alınarak aynı günlere denk getirilmeli. Ayrıca turizme yönelik park bahçe orta refüj düzenlemeleri, şehrin gece ışıklandırmaları ve reklam panolarıyla dinlence ve mesire yerlerinin tanıtılması, olimpik yüzme havuzları ve doğa sporları merkezlerinin kurulması gibi bir takım çalışmalarda ığdırın 2010-2015 yılı turizm rotası içine alınmalı. Turizme yönelik çalışmalar tamamlandığında görülecektir ki kendiliğinden tüm kapılar açılmış, oteller içinde bulundukları durumdan kurtulmuş ve ticaret canlanarak başka sektörleri de tetiklemiş olacaktır.
 
TURİZM YÖNÜYLE IĞDIR
Bir çok uygarlığın izlerini bünyesinde barındıran Iğdır , tarihi ve kültürel değerlerin yanısıra bozulmamış doğal kokusu, avrupanın ve Türkiyenin en yüksek dağı olan ve tüm dünya dinlerinin anası olarak adlandırılan Ağrı Dağı, Nuhun Gemisi, Korhan Kalesi, Korhan Yaylası, Kara Kilise, Korhan Meteor Çukurları, Korhan Yaylası Açık Hava Müze alanları, Zerdüşt Tapınma Merkezleri, Bulakbaşı Ahura Mazda Suyu, Ahura Buzulu, Cehenem Vadisi, kutsal kitaplarda adı geçen adem ile havvanın yaşadığı İrem Bahçesi, Eski Kaya Mezarlıklar, Süreyya Çeşmesi, Hakmehmet Beraderi Şemsi Tebrizi Türbesi, Karakoyunlu Babek Mağarası, Gökçeli Şehit Ağacı, Karakoyunlu Açık Hava Müzesi, Tuz Mağaraları, Tuzluca Mesire Yerleri ve doğal güzellikleri, Aras vadisi kuş zenginlikleri, Pamuk Dağı Kayak Merkezi, Melekli Kültepe, Türkiye’ nin en yüksek anıtı olan Iğdır Anıt ve Müzesi, Tarihi Ejder kervansarayı, Kümbetler, Tarihi Koçbaşı Mezar Taşları ve dünyada eşi benzeri olmayan üç ülkeye sınır olma gibi özellikleri ile son yıllar ülkemiz ve dünya turizmi açısından kendisine önemli yer edinmiştir.                        Ayrıca güneşin ülkemize ilk doğduğu yer olarak bilinen ığdır; Güneşin Doğduğu Kent, Nuhun Arka Bahçesi, Festivaller Şehri, Nuh’un şehri, Tarihin Tanığı, Doğunun Çukur 0vası, Sürmeli Vadisi, Asyanın Kapısı, Kafkasyanın merkezi, Medeniyetler Beşiği gibi farklı isimlerle anılmaktadır.
 
 
IĞDIRIN TARİHİ TURİSTİK YERLERİ VE DOĞAL GÜZELLİKLERİ:::::::

AMARAT KÜMBETİ: Merkeze yaklaşık olarak 10 km uzaklıkta bulunan bu tarihi yapıt ığdırın Çakırtaş köyünde bulunmaktadır. yapıt oldukça zengin mimari işlemelerin yanı sıra bölgede yapılan her türlü sefer ve etkinlikleride bir not defteri gibi üzerinde barındırmaktadır. Bu yapıt bir çok tahribata uğramasına rağmen hala cazibeliğini korumaktadır.bu eser hakkında resmi kaynaklarda pek çok geniş bilgi mevcut değildir, şayet   yapıtın üzerindeki yazılar ve işaretler okutturulursa ığdırın tarihi hakkında daha geniş bilgiler ortaya çıkacaktır.kümbet yeniden elden geçirildiği taktirde bölgenin en güzel ve en         önemli tarihi eserleri arasında yerini alacaktır.
 
                                             

KARAKALE :Çok eski bir yerleşim yeri olan bu tarihi yapıt şehrin batı kesminde tuzluca mevki ermenistan        sınırına yakın aras nehri üzerinde kurulmuştur, kuruluşu ise urarturlar yada daha eskilere dayanmaktadır dünyanın ilk fuarının burada açıldığı söylenmektedir 1664 ve 1840 meydana gelen depremlerde kale duvarları büyük ölçüde hasar görmüş ve yıkılmıştır...


   IĞDIR EJDER KERVANSARAYI:
I
ğdır il merkezine 15 km uzaklıkta Harmandöven köyü yanında yer alan tarihe tanıklık etmiş bu Kervansaray bölgedeki ayakta kaln en eski Türk eserlerinden biridir. yapıt Batum Tiflis Bakü Şirvan Divin ve Anı’den gelen kervanların konaklama yeri olarak kullanılmıştır.12.asırda surmari emri şerafettin ejder tarafından yaptırılmıştır. Avlusunun kapalı hol sistemi planı ve gösterdiği süsleme özelliklerinden doğu batı doxrultusunda uzanan han dikdörtgen planlıdır, dışardan kulelerle desteklenmiş formu ile bir kale görünümü arzetmektedir,plan olarak önde üç bölmeli sahın ve arkada üç nefli kapalı hol sisteminden ibarettir.  Oldukça zengin motiflerle süslenmiş bu tarihi yapıt aynı zamanda Anadolu Selçuklularının ticari zenginliğini organizasyon güçlerini ve yüksek kültürlerini günümüze yansıtmaktadır. Yapıt 2008 yılında il Özel İdaresi tarafından yeniden restora edilerek turizme kazandırılmıştır.
 
                                                  
                
ALİ EKBER TUFAN (Ramazan) ANITI:
ığdır merkeze bağlı melekli beldesindnde bulunan bu anıt 1918 yılında sürmeli çukurunda kurulan ARAS TÜRK HÜKÜMET’inde milletvekili olarak görev alan Ali Ekber TUFAN adına yapılmıştır. Anıt ığdır merkezden 3 km uzaklıkta olup görmeye değer bir yerdir ayrıca anıtın bulunduğu mezarlık arkasında yaklaşık 1500 yıllık eski melekli kabristanınıda koçbaşlı mezar taşları ve diğer eski kalıntıları da görmeniz mümkündür.


               
5-    KÜLTEPE (URARTU TEPELERİ)   : merkeze bağlı melekli kasabası sınırları içerisinde bulunan bu tarihi mekanda 1913 yılında yapılan kazılarda bir urartu mezarlığı ortaya çıkarılmış ayrıca bir çok süs eşyaları, silehlar ve mühürler bulunmuştur. Halk arasında kara kireler yada ağrının etekleri olarakta   adlandırılan bu tepeler aynı zamanda temiz bir hava solumanın güzel bir manzara seyretmek isteyenlerin arabayla 10 dakikada gidebileceği bir yerdir.tepeden ağrı dağı istikametine doğru ilerledikçe dağ lalesi , kekikotu,papatya,nane ,kaplunbağa,
tavşan,keklik,kurt,yılan,bukalemun,
kirpi,ve diğer yabani hayvanların yanı sıra bir çok oldukça eski tarihi mezarlarada rastlayabilirsiniz.
 
                           
 
6-    TARİHİ BABEK MAĞARASI: Mağara ığdır il merkezine 10 km uzaklıkta Karakoyunlu ilçesınırlarındadır. mağara iki odalı olup turizim açısından oldukça önemli ve görmeğe değer bir yerdir. bilindiği Odlar Yurdu olarak bilinen (Tebriz Bakü Tiflis Erivan Kars) coğrafyada ilkez bir kültür savaşı başlatan BABEK 832 ci yıllarda islam dini adı altında arap kültürünü Türklere empoze etmeye çalışanlara karşı bir savaş başlatmıştır, ve bu savaş 22 yıl defalarca zaferle sonuçlanmıştır daha sonra abbasilere yenik düşen babek bir müdet aras nehrini geçerek ağrıdağının kıyısında düz bir ovanın yamacında bulunan bir mağarada yaşamını sürdürmüştür ve daha sonra afşin tarafından pusuya düşürülerek yakalanıp samara şehrine halife mutasım huzurunda kolları bacakları kesildikten sonra 3 kez iğdam edilmiştir.
 
                  
7-      BALAHANA: Iğdır yöresine ait bu yöresel evler halk tarafından Balahana olarak adlandırılmaktadır, bu ev türlerine ayrıca Tebriz Nahçivan Maku, Erevan Kars Ardahan bölgelerindede rastlamanız mümkündür. Günümüz türkçesinde dubleks anlamına gelen bu evler babanın oğul evlendirmesiyle mevcut evin üst katına bir kat daha eklenmesiyle oluşmaktadır.
 
8-      BULAKBAŞI: Yöre halkı tarafından Karasu çayı yada ahura mazda (tanrının bahşettiği kutsal su) suyu olarakta adlandırılan bu mesire ve piknik yeri ığdırın taşburun nahiyesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Bu çayın çevresi çok güzel doğa manzarası sunmakla beraber, ayrıca su samuru, güney amerikadan sonra ilk kez bulakbaşında görülen su maymunu,(koypu) su kaplunbağaları ve zengin kuş ve balık çeşitleriyle sizleri adeta büyüler. ayrıca burada tatlı su balığıda avlanmanız mümkündür.
 
9-    GÖKÇELİ ŞEHİT AĞACI: Karakoyunlu ilçesi gökçeli köyünde bulunan bu tarihi ağaç bir Türk subayı için kendini feda eden ELDENİZ adlı bir Azerbaycan vatandaşının anısına Türk subayı tarafından diktirilmiştir, ağaç yöre halkı tarafından kutsal olarak benimsendiği için kesinlikle bir dal dahi koparılmaz, etrafında kötü söz konuşulm ayrıca ilk bahar aylarında ağacın gövdesinden yöre halkı tarafından şehit kanı olarak adlandırılan kırmızı sular akmaktadır.


                     
10-HALIKIŞLAK : Iğdır ili Tuzluca ilçesine yaklaşık 10 km uzaklıkta olan bu köy ermenistan sınırına oldukça yakın olmakla birlikte eskiden prinç üretiminin en yoğun olduğu yer olarak bilinmektedir piknik ve mesire yeri olarak gidebileceğiniz en güzel yerlerden biridir.
 
                    

                                 
11-TUZLUCA MESİRE YERLERİ:     Doğu Karadeniz yaylalarını andıran bu ilçemizde doğal güzelliklere , tabi su kaynaklarına, zengin çiçek çeşitlerine balık ,yabani hayvan türleri, işlenmiş taş parçaları ve tarihi kalıntılara rastlamanız mümkündür. bunları Hamurkesen Kelekli, Çiçekli, Üçkaya(Ekerek) Gaziler Demirsıkan, Tuzluca tuz mağaraları, Tekaltı dağı, Karataş, köroğlu mağarası ve setterhan tepesi olarak sıralayabiliriz..
 
 
      12- DÜNYA DİNLERİNİN ANASI IĞDIR AĞRI DAĞI : Müslüman Hiristiyan Katolik Zerdüşt Ateşperestlik gibi bir çok dinin ve medeniyetlerin merkezi olarak bilinen Ağrı Dağı, çeşitli geleneklerde farklı şekilde adlandırılmıştır. Yakut dilinde “Ağr”, Selçuklu Türkleri’nde “Eğri Dağ”, bazen de “Ağır Dağ”, İranlı’larda “Kûh-ı Nûh”, Araplar’da Büyük Ağrı’ya “Cebelü’l-hâris”, Küçük Ağrı’ya ise “Cebelü’l-huveyris” isimleri verilmiştir. Ermeniler bu dağa “Massis” veya “Masik” derken, bu dağın dört bir etrafında asırlardan beri yaşayan (Tebriz Maku Nahçivan Erivan, Kars, Iğdır) gibi eski Azerbaycan Türkleri bu dağa ER-ARVAT yani dağ çift olduğu için büyüğüne ER (koca) küçüğüne ise avrat (arvat) karıkoca ismini vermektedirler. Bu nedenlede kutsal kitaplara ararat yada erarvat olarak geçtiği düşünülen bu dağa Batı coğrafyacıları “Ararat”demektedir. Ararat adının Nuh söylencesinden geldiği belirtilir. MÖ Ortadoğu tarihinin en geleneksel kaynağı olarak kabul edilen ve Musa tarafından yazıldığı ileri sürülen Eski Ahid’in (Tevrat) beş kitabından ilki olan Tekvin’de Ararat ilk kez şöyle geçmektedir: “Ve gemi yedinci ayda, ayın on yedinci gününde Ararat Dağları üzerine oturdu” (8. Bap 4. Ayet). Ağrı Dağı’na Ararat denmesi de, Tevrat’ta geçen Ararat Dağları’nın Ağrı Dağı ile aynı sayılmasından kaynaklanmıştır.
 
        
    
13- ZERDÜŞ TAPINAĞI: Ağrı dağı korhan yaylası mevki Ahura buzulu aşağısında   bu tarihi yapıtlara sıkça rastlamanız mümkündür, yapıtlar hakkında resmi kaynaklarda herhangi bir bilgi belgeye rastlanılmamakta olup, yöre halkı tarafından eski ateşperest Türklerden kalma zerdüşt tapınma merkezleri olarak adlandırılmaktadır, ZERDÜŞTLÜK: Dinler arasında, tek tanrı inanışına yer vermesi bakımından, en dikkat çekicisi Zerdüştilik 'tir. Bu din, adını kurucusundan alır. Bu dine, dayandığı tek tanrı Ahura Mazdah 'a nispeten “Mazdeizm” de denirzerdüştlük dinini kısaca 3 kelimeyle özetlemek mümkündür İyi düşün, İyi konuş, İyi işler yap. Zerdüştlerin sayısı Bugün 40.000 'ni İran 100.000 'i Hindistan 'da olmak üzere yaklaşık 200.000 kadar olup geriye kalan büyük bölümü İngiltere, ABD, Pakistan, Kanada’da yaşamaktadır. Zerdüşt 'ün doğumu, M.Ö. 570 olarak tahmin edilmektedir. Zerdüşt, İran dinleri üzerinde önemli bir etki bırakmıştır. Tektanrılı bir inanç telkin ettiği için onu bir peygamber olarak kabul edenler bulunduğu gibi, ona bir hakim veya şaman olarak bakanlar da vardır. Gatha 'lar diye adlandırılan kutsal metinler ona dayandırılır.
Zerdüşt, Yüce Tanrı olarak telkin ettiği Ahura Mazdah ile yakın irtibatı bulunduğunu ilan etti. Ona göre alemlerde mücadele eden, İyilik ve Kötülük diye adlandırılan iki asli ruh (ilkine “Spenta Mainyu”, ikincisine “Angra Mainyu” denilir) var idi. Ahura Mazdah 'ın bu iki ruhla alakasını bugün pek iyi bilemesek de O, iyilikle beraberdir. İnsanoğlu, bu iki ruh arasından birini seçmeye mecburdur ve seçimi onun kaderini etkileyecektir.
 
                              
    
14-ARAS NEHRİ:    Bölgede en çok kuş türünün barındığı yer olarak bilinen aras nehri Yörede bu nehirle ilgili çeşitli efsaneler anlatılmaktadır. kimi yazarlar asırlar boyu tek dili konuşan bu coğrafyayı tek vucuda benzeterek Aras nehrini ise bu vucudun kan damarlarına benzetmiştir, kimi şairler onu ayrılıkçı vaist olmakla suçlamış, kimileride arası birbirinden ayrı düşen halkların göz yaşlarının oluşturduğu kutsal bir nehir olarak nitelendirmişlerdir. bölge halkı özelikle culfa nahçivan bölgesinde yaşayan halk her yıl Nevruz bayramında bu nehrin etrafında toplanarak bayramlaşıp hasret giderirler, 
 
 
15- KOÇ BAŞLI MEZARLAR :Hemen hemen Iğdır Ovası''ndaki bütün eski mezarlıklarda bulunan koç başlı mezarlar, Karakoyunlu-lar döneminden kalmadır. Bu mezar taşları yiğit ve kahraman kişiler ile genç yaşta ölen delikanlıların mezarlarına dikilirdi. ığdır mezarlıklarında gördüğümüz bu tarihi mezar taşları ayrıca karakoyunlu melekli taşburun dize cennetabat yaycı küllük hakmehmet kuzeyden kasımcan oba alikamerli amarat necefali kadıkışlak Akyumak gibi küylerimizin yanısıra nahçivan ve tebriz bölgelerinde rastlamak mümkündür.
 
16-KORHAN METEOR ÇUKURLARI : ığdır il merkezinden yaklaşık 35 km uzaklıkta Karakoyunlu Korhan yaylası sınırları içerisinde yer alan bu çukur göktaşının düşmesiyle meydana gelmiş önemli bir cazibe merkezidir. Çukurun etrafında bir çok işlenmiş taşlara da rastlamanız mümkündür, zengin doğa manzarasıyla ve dünyanın hiçbir yerinde rastlayamayacağınız çiçek florasıyla bir renk cümbüşü olan bu yer aynı anda üç devleti görme ( İran, Nahçivan, Ermenistan) imkanıda sunuyor sizlere,ayrıca Korhan yaylası eski tarihi orman aşağısında’ da bulunan iki ayrı meteor çukuru’ da çok dikkat çekicidir. fotoğraf düşkünleri ve yürüyüşü sevenler içinde ideal bir yerdir.


                  
17-           AHURA ÖREN YERİ : Dünya dinlerinin anası olarakta adlandırılan Ağrı Dağı, eteklerinde bulunan Ahura (Yenidoğan), günümüzden 2200 yıl önce Artaksiyaslılaf tarafından bir dini ibadet merkezi olarak kurulmuştur. Ancak; 1840''ta meydana gelen deprem nedeniyle, dağdan yuvarlanan büyük kayalar ve çamur, köyü örterek yok etmiştir. Burada, halen eski değirmen taşları su ve sandık tağlarla birlikte eski bir köy yerleşim mezarlığı bulunmaktadır.



18-IĞDIR ANIT VE MÜZESİ : 01 AĞUSTOS - 1997 tarihinde yapımına başlanmış ve 05 EKİM 1999 tarihinde açılışı yapılmıştır. 1.3 Hektar alan üzerine oturtulmuştur. Yerden yüksekliği 43.50 metredir. Halen Türkiye’nin en yüksek Anıtıdır. Alt kısmı 350 m alanı ile Müze üst kısımı 5 kılıçtan oluşan Anıttan ibarettir.Anıtın kılıçlarının granitleri Çin’den, diğer mermer, granit, taş, seramik gibi malzemeler Türkiye’nin diğer bölgelerinden getirilmiştir.Çanakkaledeki Şehitlik Anıtı ile, paralellik arz eder. En eski Türk Devletinden Cumhuriyetimize kadar geçen evre kılıçların kabzalarında tunç döküm rölyeflerle anlatılmaya çalışılmıştır.Arkasındaki Ağrı Dağı ile bir tablo oluşturur. Müzede; 1915-1918 tarihleri arasında Bölgede yaşayan Ermeni vahşetinden geriye kalan ve toplu mezarlardan çıkarılan belgeler, fotoğraflar ve diğer metaryeller sergilenmektedir.
 
19-HAKMEHMET ZİYAREGAHI: yine resmi kaynaklarda herhangi bir geniş bilgiye rastlamamakla birlikte yöre halkı tarafından şemsi berader (Şemsi tebrizinin kardeşinin mezarı) yada ziyaretgah olarak adlandırılmaktadır yöre halkı tarafından kutsal mekan olarak bilinen bu yapıt her yıl muharem ayında aşura günü ziyaret akınına uğramaktadır.
                
20-GÖDEKLİ KÜMBETİ : Aralık İlçesi’ne 15 km. uzaklıkta, Devlet Üretme Çiftliği arazisi içerisinde, girişte sağ tarafta eski bir mezarlık içerisinde yer alan Kümbet, Hacı îbrahim Gödek adına yaptırılmıştır. Kümbetin Hacı İbrahim Gödek’in kendisi tarafından mı, yoksa öldükten sonra onun adına mı yaptırıldığı konusunda herhangi bir bilgi yoktur.Kümbetin iç tarafında yan yana üç mezar bulunmaktadır. Bugün tahrip olan bu mezarların baş taşlan mevcuttur. Bunlardan girişin karşısında sağdaki mavi boyalı olup, üzerinde altı satırlık yazı mevcuttur. Taş iki taraftan bîr şerit içerisinde baklava motifleri ile ortada yuvarlak kemer altındaki kitabede mezar taşının Kurban kızı Şerife Gülsüm’e ait olduğu anlaşılmaktadır.

Ayrıca tufandan sonra  geminin  ilk karaya oturduktan sonra  Hz. Nuhun ilk ibadet ettiği yer olarak bilinen  gödekli rus kışlası yakınlarındaki ziyaretgah üzerine gödekli halkı tarafından yapılması düşünülen bir nuh türbesi projesi mevcuttur. proje gerçekleştiği taktirde ığdır inanç turizmi bakımından oldukça büyük önem taşıyacak ve bölge ekonomisine katkı sağlayacaktır.
 
21-NUHUN GEMİSİ: Büyük Tufan’ın ardından Nuh’un gemisinin oturduğu rivayet edilen Ağrı Dağı korhan yaylasına Greenpeace tarafından   inşa edilen daha sonra ığdır valiliği tarafından Melekli beldesi girişinde ığdır anıt müze bahçesine taşınan gemi ığdırda görmeye değer yerler arasındadır. ayrıca melekli belediyesi tarafındAN YAPILMASI DÜŞÜNÜLEN MELEKLİ KÜLTEPE ÜZERİNE NUH GEMİSİ VE HAYVAN MAKETLERİ PROJESİ HAYATA GEÇTİĞİ TAKTİRDE TURİZM AÇISINDAN  IĞDIRIN EN GÜZEL MESİRE ALANLARINDAN BİRİ OLACAKTIR.

NUHUN TÜRBESİ: Iğdır suveren yokuşu Erhacı kırmızı tepe yakınlarında bulunan ve yöre halkı tarafından tufandan sonra Hz. Nuh’un üzerinde ilk namaz kıldığı taş olarak bilinen bu kalıntı üzerine ığdır valiliği tarafından Hz. Nuh adına bir türbe inşaası düşünülmektedir. Proje gerçekleştiği anda ığdır inanç turizmi açısından bölenin en önemli cazibe merkezi haline gelecektir
İREM BAHÇESİ (MELEKLİ URUSUN BUCAĞI İREM BAĞI): kutsal kitaplarda belirtildiğine göre adem ile havvanın birlikte yaşadığı irem bahçesi ağrı dağının kuzeyinde aras ırmağı vadisinde bir yerdedir. Bu rivayetlerden yola çıkarak Melekli beldesinde yöre halkınca irem bağı olarak adlandırılan alanda çevre gerekli çalışmalar ve çevre düzenlemesi yapıldığında ığdır ve bölgenin cazibe merkezi haline gelecektir .
URUSUN BUCAĞI İREM BAĞI (MELEKLİ) Melekli beldesinde yöre halkınca irem bağı denilen bu tarihi bahçe urusun bucağı mevkiide bulunmaktadır. bu alanda bulunan asırlık tarihi üzüm kalıntıları yöre halkınca hz. Nuhtan kaldığına inanılmaktadır . bu tarihi alan turizm açısından olduukça görmeye değer bir yerdir. bu alanda taşlaşmış dinazor heykelinin yanısıra ilginç mağaralar, endomik bitki türleri, ve ayı, kurt, boz tafşan, kaplunbağa, kirpi yılan ,kartal, bal porsuğu, kertenkele, domuz,baykuş, tilki, çakal yoğun kuş türü ve birçok bukalemun türlerine rastlamanız mümkündür, doğa sporları, fotoğrafçılık ve dağ bisikletiyle uğraşanlar için ideal bir turizm dinlence ve mesire alanıdır. ığdıra sadece 6 km uzaklıktadır. 
    MÖ. Ortadoğu tarihinin en geleneksel kaynağı olarak kabul edilen ve Musa tarafından yazıldığı ileri sürülen Eski Ahid’in (Tevrat) beş kitabından ilki olan Tekvin’de Ararat ilk kez şöyle geçmektedir: “Ve gemi yedinci ayda, ayın on yedinci gününde Ararat Dağları üzerine oturdu” (8. Bap 4. Ayet). Ağrı Dağı’na Ararat denmesi de, Tevrat’ta geçen Ararat Dağları’nın Ağrı Dağı ile aynı sayılmasından kaynaklanmıştır
.
 
    
 
22-    ERHACI AÇIK HAVA MÜZESİ
Aşağı Erhacı köyünde bulunan bu tarihi alan Iğdırın en önemli tarihi mekanlarından sayılmakta olup köy ortasında adeta bir höyük tepeyi andırmaktadır, bu tepenin ortasında ilginç bir tarihi mağara ve dört bir etrafında eski yazılarla işlenmiş kaya mezarlar, koçbaşlı mezar taşları, ve bir çok ilginç motiflerle süslenmiş kaya parçaları mevcuttur, Nuh tepesi olarak adlandırılan bu tepe aynı zamanda yöre halkı tarafından ziyaretgah olarakta kabul edilmektedir, yöre halkından alınan bilgilere göre Hz. Nuh’un gemisinin karaya oturduktan sonra ilk kurbanı burada kestiğine inanılmakta ve hala günümüze kadar burada kurbanlar kesilip adaklar yapılmaktadır.
 

       
23-      DİNAZOR TEPESİ (URUSUN BUCAĞI)
Melekli Beldesinde bulunan bu ilginç kalıntı yöre halkınca urus’un bucağı yada dinazor tepe ismiyle anılan mevkide bulunmaktadır. Yöre halkı tarafından kaya dinazorla ilgili bir çok efsaneler anlatılmaktadır. Söylenceye göre urus’ un bucağı mevkide APATOSAURUS türünden bir dinazor yaşarmış ve yörede yaşayan insanlar buna kısacası urus dermiş. urus un bucağı mevkisi isminide bu dinazorun uzantısından almış, dinazor otçul ve zararsız ve yöre halkı tarafından çok sevilirmiş, Ağrı Dağının patlaması sonucu Apatosaurus püsküren lavlar altında kalarak taşlaşarak fosil haline gelmiş. Günümüzde aynı mevkide apatosaurus soyundan geldiğine inanılan iri kertenkele türleride mevcuttur. Taş dinazor etrafında bozulmamış doğal manzarasının yanı sıra çevre düzenlemesi yapıldığı taktirde ığdırın en önemli turizm cazibe merkezi haline gelecektir.
Apatosaurus:  (anlamı: aldatıcı kertenkele) Jura döneminin sonunda, yani günümüzden 140 milyon yılı aşkın süre önce yaşadığı söylenmektedir otçul dev boyutlu dinazor türü.
Dinazorlarla ilgili pek çok filmde ve kitapta kullanıldığı adıyla Brontosaurus da denen bu dev boyutlu dinazora, paleontoloji uzmanları, Apatosaurus adını vermişlerdir.
 
                                    
24-   MELEKLİ ŞAHMARAN TEPESİ:   Iğdır merkeze 5 km uzaklıkta iran, nahçivan, ermenistan, yolu üzerinde sol tarafta bulunan bu tepe tarihi açıdan oldukça önem arzetmektedir, ayrıca tepenin altında uçsuz bir mağara bulunmaktadır. efsanelere göre yılanların şahı ŞAHMARAN’ ın yöre halkından olan atebyle yaşadığı aşk bu tepede geçmiştir, şahmaranın yaşadığına inanılan tepe altındaki mağara 2002 yılında yüzeysel olarak üstü kapatılarak doldurulmuştur. melekli belediyesi tarafından çevre düzenlemesi yapılarak bu tepe üzerine şahmaranın heykeli yapıldığı taktirde ığdırın en önemli tarihi mekanlarından biri olacak ve asyanın önemli cazibe merkezlerinden biri konumuna gelecektir.
                          
   
25-   TAŞBURUN KERBELAYİ İSMAİL ANITI VE AÇIK HAVA MÜZESİ:     
Karakoyunlu ilçesi Taşburun Nahiyesinde bulunan bu yapıt yakın zamanda Azerbaycan konsolosluğu tarafından, yaptığı kahramanlıklarla tarih sayfalarında adından söz ettiren Kerbelayi İsmail adıyla tanınmış ünlü halk kahramanının mezarı üzerine yapılmıştır. Anıt Iğdır il merkezine 20 km uzaklıkta olup bölge tarihi açısından önemli bir statüye sahiptir.
 
 
 
26-   MELEKLİ AÇIK HAVA MÜZESİ:   Arkeologların yaptıkları kazılar sonucunda ortaya çıkarılan buluntuların ve kapalı mekanlarda sergilenmesi mümkün olmayan yapıt ve kalıntıların açık alanda sergilenmesidir. Örneğin Karakoyunlu açık hava müzesi.. melekli ve çevresindeki özelikle eski mezarlıklarda bulunan koçbaşlı ve diğer mezar taşları melekli asfalt üstünde bulunan mezarlığın bir köşesinde koruma altına alınarak hem tarimiz korunarak hemde müze haline getirilerek ığdır turizmine kazandırılabilir, konuyla ilgili tespit çalışmalarını ığdır Akud ekibi 2006 tarihinde yapmıştır bilgi alınması mümkündür.


AĞRI DAĞI AHURA BUZULU VE ARDİBEHEŞT BAĞI - KARAKOYUNLU / İSLAMKÖY
Ağrı dağı esasen Zerdüş dinine inananları için en kutsal dağ olarak bilinir. Zerdüşt peygambere bu dini oluşturan vahiylerin burada indiğine inanılıyor. 
Zerdüşt , Zerdüştçülük dininin peygamberidir. Bu dinin tanrısı ise Ahura Mazdah’dır. bu dine tanrısının adından dolayı  Mazdeizm de deniliyor. Zerdüşt peygamber   İ.Ö 660-583 yılları arasında yaşamıştır. Zerdüştlerin kutsal kitaplarının adı Avesta’ dır. Bu kitapta tarihte ilk defa cennet cehennem kavramları bulunmakta tanrının şeytanla savaşı anlatılmakta , cinler ve periler kavramları ilk defa Zerdüşt lerin kitabı olan Avesta’ nın Vendidat bölümünde geçmektedir. Ağrı dağı ile birlikte İranın Tebriz şehrinde bulunan Sabalan dağıda Zerdüştler için kutsal sayılmaktadır.
 Zerdüşt peygambere Ahura Mazda (TANRI) tüm buyruklarını  Ağrı dağının doruklarında inzivada iken göndermiştir. Bir çok rivayete göre Tanrı Ahuranın Zerdüşt peygamber için gönderdiği buyruklardan birisi taş üzerinde yazılı olarak bu dağın eteklerinde İslamköy yakınlarında kutsal suyun oluşturduğu göl  içinde bulunmaktadır. Eski kaynaklarda taş üzerinde yazılı tanrının buyruğu şöyle geçmektedir, Humata, Hukhta, Huvarşta yani iyi düşün, iyi konuş ve iyi işler yap. Ayrıca islamköy civarında bulunan ve eski inanışa göre Ardibeheşt yani cennetin cilvesi olarak bilinen Zerdüşt bağının burada olduğuna inanılmaktadır,  bu nedenle Ağrı Dağı ve Karasu çayı Zerdüştler için en kutsal mekanlardan biri olarak bilinmektedir.  Eskiden kadın, erkek ve gençler ibadet aylarında  akın akın Ağrı dağının 3476 metre yükseklikteki Küp gölüne  çıkarlar ve Zerdüşt peygamberin yıkandığına inanılan buz gibi suları olan bu gölde abdest alıp yıkanıp temizlenerek ibadet ve dualar  ederlerdi. Ağrı dağında bulunan küp gölü ve onun devamı olan Karasu çayı Zerdüştlük dinine inananlar için temizlenme ve arınma yeridir.
       Tüm dağlar güzeldir, tüm dağlar kutsaldır İnsanlarca. Her dağ güneşe uzanan bir inanç simgesi olagelmiştir  insanlık tarihi boyunca.Dua edilmiş , saklanılmış, kaçılmış, özgürlük mücadelesini sığınağı olmuştur.


 ZERDÜŞTLÜKTE ATEŞ KÜLTÜAteş Zerdüşt dini inancı tarafından kutsal olarak kabul edilmektedir.Ateş Zerdüştizm ´de çok önemli bir yere sahiptir. Avesta ´ya göre ateş tanrı Ahura Mazda ´nın ruhu ve oğludur.
Esas olarak ateşe üç anlam veriliyordu veya bu anlamlarda ateş kutsanıyordu. Ateşin başlangıcı olarak ev ateşi yani ocak ateşi kabul ediliyordu. İkincisi kurbat ateşi olup, bu ateş devamlı yanan ve kötülükleri uzaklaştırandır. Üçüncüsü ise halk topluluklarınca meydanlarda yakılan ve etrafında eğlenilen,aynı zamanda ateşle temasa gelerek veya bu ateşin içinden geçerek suç ve günah işlemiş olanlar, kime karşı suç veya günah işlemişse onun yakacağı ateşin içinden yürüyerek kendini temize çıkarması günahını veya suçunu affettirmesi, yani kendisinin suçsuz ve günahsız olduğunu ispatlaması geleneği bakımından önemliydi. Iğdır ve çevresinde ateş kutsal sayılmakta olup ateşe küfredilmez, su ile söndürülmez, tükürülmez gibi geleneklerin temelinde Zerdüştlük inancının gelenekleri yatmaktadır. Zerdüşlük inancına ilişkin İslamköyden Melekli beldesine kadar uzanan Ağrı dağı etekleri leçelik alanda Zerdüştlükten kalma bir çok eski Ateşgah’lara yani tapınma merkezlerine rastlamanız mümkündür.


 TANRININ KUTSAL SUYU (KARASU ÇAYI): Iğdırın Karakoyunlu ilçesi Hıdırlı, İslamköy, Bulakbaşı arasında bulunan bu kutsal suyunun kaynağı Ağrı Dağı zirvesinde bulunan Ahura buzulundan gelmektedir, Ağrı Dağının zirvesindeki buzul tüm resmi kaynaklardada Ahura buzulu olarak geçer yani tanrının buzulu. Bu kutsal buzullardan eriyip Iğdır ovasına akan sulara ise Ahura Mazda suyu yani Tanrının kutsal suyu denilmektedir. 

 İSLAMKÖY (KAFİR KÖY):   Eski adı Kafir köy olan  olan bu köyde eskiden Zerdüştler yaşadığı için yöre halkı burayı kafir köy olarak adlandırmıştır.  O dönemler İslam dinine mensup olmayan herkesi Müslümanlar kafir olarak adlandırırlardı. Eski inanca göre Zerdüşt peygamberin yıkanarak arındığı  Ağrı dağı küp gölü ve Ahura buzulunun eriyip Iğdır ovasında akan bu kutsal suda kadın erkek tüm yöre halkı yıkanarak ve içerek günahlarından arınıldığına inanılırdı. Karasu çayı ülkemizin en önemli kuş merkezlerinden ikincisi olarak bilinmekte ve su maymunu (Koypu), sazan, yayın, mercan, balıkları su kaplumbağaları gibi bir çok hayvan çeşitlerini ’de barındırmaktadır.

 KARASU ÇAYI KUŞ CENETTİ: Kuzey Doğa Derneği ve Kafkas Üniversitesinin birlikte yürüttüğü çalışmada Şuana kadar Iğdır Aras nehri ve Karasu çayında  213 kuş türü tespit edildi ki bu da Türkiye'deki 465 kuş türünün en az yüzde 46'sının Yukarı Çıyrıklı köyü ve Karasu çayında  bulunduğu demek oluyor. Iğdır ilinde tespit edilmiş kuş türü sayısı ise 243. Bu da Türkiye kuş türlerinin yarısından fazla. Daha fazla araştırmayla bu sayının 250'yi geçeceği ve 300'e yaklaşacağı tahmin ediliyor.IGDIR AKUD KÜLTÜR ARASTIRMA EKIBI ADINA     





IĞDIR TURİZMDE MARKA
ŞEHİR OLMAYA ADAY BİR İLİMİZDİR

 
 Iğdır Doğuanadolu bölgesinin en ılıman iklimine sahip üç ülkeye sınır olma
özelliğinin yanısıra, kutsal kitaplarda bir çok efsaneye konu olmuş dünyaca
ünlü Ağrı dağını kendi coğrafyasında
barındıran ve bu nedenle turizm
açısından çok önemli avantajlara sahip ve gelişmeye müsait şirin bir ilimizidr.
     Turizmde her nekadar yeterli derecede adından söz ettiremesede, coğrafi konumu ve
sahip olduğu üstün özellikleri sayesinde
turizm alanında gelecekte marka şehir
olmayı vaad ediyor bizlere.

 
    Şehrimizde turizme etkili olan tarihi mekanlar,
başta dünyaca ünlü Ağrı dağı olmak üzere, ipek yolu güzergahında kurulu tarihi
Kervansaray, Karakale,  Tuz mağaraları,
Ahura vadisi, Melekli Kültepe üzerinde bulunan yontma taş devri dönemi ve Urartulardan kalma kalıntılar, ülkemizde bulunan 490 kuş türünün 266 sını kendi bünyesinde
barındıran Bulakbaşı ve Aras Cıyrıklı su vadisi, açık hava müzeleri, bugüne kadar yapılan çeşitli arkeolojik ve
prehistorik (tarih öncesi) araştırmalar, bölgedeki yerleşmelerin insanlık
tarihi kadar eski olduğunu, bölgenin bir çok medeniyete ve uygarlığa beşiklik
ettiğini ortaya koymaktadır, bu nedenle bir çok tarihi, dini ve turistik
değerleri kendi bünyesinde barındıran ığdır,
  Gerek geçmişte ve
gerekse yakın tarihte en önemli olayların yaşandığı aynı zamanda konum
itibariyle üç ülkeye komşu olma özelliği ve Nahçivan, Bakü, Erivan, Tiflis,
Tahran gibi bir çok başkentin batı geçiş
noktasında yer almaktadır. Ayrıca son zamanlar ağrıdağının turizme açılması,
pamuk dağı kayak projesinin Avrupa Birliği IPA programı kapsamında kabul
görmesi, Hava alanının açılması ve şehrimize gelen Gros marketler ve marka
mağazaların artması nedeniyle ilimizde başta İran, Azerbaycan, çevre iller ve
avrupadan gelen turistler olmak üzere turizm akışını hızlandırmıştır.

 
TURİZMDE MARKA ŞEHİR
OLMAK İÇİN NELER YAPABİLİRİZ
Iğdır AKUD dağcılık kulübü olarak Yukarıda
sıraladığımız Iğdır’ın sahip olduğu bu üstün özellikleri göz önünde bulundurarak ilimizin gelecekte turizmde marka
şehirler arasında yer alması için şimdiye kadar gönüllü olarak hazırladığımız
projeleri birkaç başlık altında sizlerle paylaşmak isiyoruz.

 
1.  
Nuh’un Gemisi
Projesi;
Kutsal kitaplara konu
olmuş Nuh Tufanı efsanesini ığdırda sembolik olarak yaşatmak ve turizme
kazandırmak için Erhacı köyü nuh tepesine  bir gemi yapılıp bu gemi etrafında tüm hayvan
figürlerinin betondan maketinin yapılarak turizme kazandırılması.  Proje
maaliyeti Iğdır Akud kulübü tarafından araştırılmış olup projenin yaklaşık
değeri 100  bin TL yi geçmemektedir


 
2.  
Açık Hava Müzeleri
projesi
; Iğdır Korhan yaylası,
Erhacı köyü höyüğü, Melekli beldesi tarihi koçbaşlı mezar taşları ve Kavaktepe
köyünde bulunan tarihi kalıntıların bulundukları yerde onarım çevre
düzenlemesinin yapılıp açık hava müzesi haline getirilmesi. Proje maaliyeti Iğdır Akud kulübü tarafından
araştırılmış olup dört ayrı projenin yaklaşık değeri 50 bin TL yi geçmemektedir
.


 
3.  
Dağcılık ve  Doğa sporlarının merkezi Iğdır Ağrı Dağı  projesi;         Dağcılık, izcilik,
yamaç paraşütü, dağ bisikleti, ofrot gibi spor dallarında ağrı dağı bçlgenin
dağcılık ve doğa sporları merkezine getirilebilir.


 
4.  
İrem Bahçesi Projesi; yine kutsal
kitaplarda Adem ile Havvanın birlikte yaşadığı irem bahçesi Ağrı dağının
kuzeyinde Aras ırmağı vadisinde bir yerde olduğu söylenmektedir. Bu doğrultuda
Iğdır’ın Melekli beldesinde  bulunan tarihi irem bağı çevresinde gerekli düzenlemeler yapılarak turizme kazandırılabilir. mevcur alanda çevre düzenlemesi ve
ağaçlandırma çalışması yapılarak burada
sembolik bir bahçe yapılarak bölgenin dinlence ve cazibe merkezi haline
getirilebilir.

 
Dünyada ve ülkemizde
oldukça iyi bilinen ve Kutsal kitaplarda
adı geçen Ağrı Dağı, Nuh tufanı, İrem Bahçesi gibi değerler şehrimiz açısından
oldukça önemli bir avantaj olup iyi değerlendirildiği taktirde kültür ve inanç
turizmi bakımından şehrimiz ekonomisine büyük katkı sağlayacaktır, gelecekte
ığdır’ın turizmde bir marka şehir olabilmesi için sayın valimizin bu hususta
hassasiyet ve desteklerini bekliyoruz.

 
Iğdır Akud Dağcılık ve Doğa sporları kulübü
adına