HABER ARŞİV
KARAKOYUNLU İLÇESİNDEKİ TARİHİ BUZHANE
Iğdır’ın Karakoyunlu ilçesinde bulunan tarihi buzhaneyi gördüğümde, yalnızca bir taş yapı değil; bir dönemin yaşam kültürünü ayakta tutmaya çalışan sessiz bir tanıkla karşılaştığımı hissettim. Halaçlı Camii bahçesinde yer alan ve 1903 yılında Tebrizli ustalar tarafından inşa edildiği bilinen bu yapı, bir zamanlar Iğdır’ın yaz aylarındaki soğuk su ve buz ihtiyacını karşılayan hayati bir merkezdi.
Buzdolaplarının henüz hayatımıza girmediği 19. yüzyılın başlarında kış aylarında derelerden ve akarsulardan kesilerek elde edilen buz kalıpları, bu buzhaneye taşınır ve burada aylarca muhafaza edilirdi. Yaz geldiğinde ise bu buzlar Iğdır ve çevresinde yaşayan insanların imdadına yetişirdi. Yani bugün sıradan gördüğümüz bir bardak soğuk su, o günlerin şartlarında ciddi bir emek ve becerinin ürünüydü.
Araştırmacı-Yazar Coşkun Oluz da bu önemli yapıya dikkat çekerek, buzhanenin bir an önce restore edilerek Iğdır turizmine kazandırılması gerektiğini vurguluyor. Tebrizli ustaların yaptığı bu buzhanenin benzerlerinin Nahçıvan ve Tebriz’de bulunduğunu ve bu yapıların günümüzde koruma altına alınarak farklı amaçlarla kullanılmaya devam ettiğini hatırlatıyor.
Bizde ise kaderine terk edilmiş halde duran bu tarihi miras, hak ettiği değeri bekliyor.
Sevindirici olan şu ki; ilçede bazı duyarlı isimler bu yapıya sahip çıkmış durumda. Cami imamı Kazım Şıktaş ve Nevruz Akıcı, Halaçlı Camii inşaatı sırasında buzhanenin zarar görmemesi için büyük özen göstermişler. Yine gönüllü ilçe sakinleri de çevre temizliği yaparak bu yapının görünürlüğünü korumaya çalışıyor. Kendilerine kültürümüze ve tarihimize sahip çıktıkları için teşekkür borçluyuz.
Karakoyunlu’daki bu buzhanenin, yalnızca taş yığınından ibaret olmadığını anlamak zorundayız. Bu yapı; bir dönemin sosyal yaşamını, ekonomik düzenini, ustalık geleneğini ve kültürel bağlarımızı temsil ediyor.
Eğer bugün bu değerlere sahip çıkmazsak, yarın anlatacak hikâyemiz de kalmayacak.
Yetkililere buradan çağrımdır:
Bu tarihi mirası yaşatalım.
Restorasyon çalışmalarını başlatarak buzhaneyi turizme kazandıralım.
Hem Iğdır kazansın, hem tarih nefes almaya devam etsin.
Çünkü kültürüne sahip çıkan şehirler, geleceğine de sahip çıkan şehirlerdir.
Türk Dünyasının Değerli Alimi Prof. Dr. Hüseyin Mehemmedzade Sadig (Hüseyin Düzgün) kimdir.
Türk dili ve edebiyatı alanında yaptığı ilmî çalışmalarla tanınan, yüzlerce eseriyle Türk dünyasına ışık tutan değerli bilim insanı Prof. Dr. Hüseyin Mehemmedzade Sedig (Hüseyin Düzgün), 24 Ağustos 2022 tarihinde hayatını kaybetti. Melanom kanseri nedeniyle bir süre tedavi gören Sedigh, ardında zengin bir ilmî ve kültürel miras bıraktı.
25 Temmuz 1945’te Tebriz’in Surhab mahallesinde, Aynalı Dağ’ın eteklerinde dünyaya gelen Sedigh, küçük yaşlardan itibaren ilimle tanıştı. Annesi, Meşrutiyet devrinin önemli isimlerinden Abbasgulu Han’ın kızı, babası ise Rebiüşeria kitabının yazarı Mir Ali Surhabi’nin torunuydu. İlk medrese eğitimini dedesi ve Tebriz’in büyük alimlerinden alan Sedig, daha çocuk yaşta okumaya ve öğretmeye başladı. Henüz 8 yaşındayken mahallesindeki okuma yazma bilmeyenlere ders veriyor, lise yıllarında ise edebiyata olan yeteneği sebebiyle “şair” lakabıyla anılıyordu.
Gençlik yıllarında kurduğu geniş kütüphanesi ve Avesta alfabesine olan ilgisi, onun dil ve edebiyat dünyasına farklı bir ufuk kazandırdı. Tebriz Üniversitesi Fars Edebiyatı Bölümünde öğrenimini sürdürürken köylerde öğretmenlik yaptı ve Azerbaycan Türkçesi öğretmesi nedeniyle Pehlevi döneminin baskılarıyla karşılaştı.
Sedig, Samed Behrengi ve dönemin önde gelen edebiyatçılarıyla birlikte Adine dergisini yayımladı. Bu yayınlar, Türkçenin yeniden canlanması yolunda büyük kültürel hareketlere öncülük etti.
Tahran’da eğitim ve yayıncılık faaliyetlerine devam eden Sedig, Türk Dünyası Edebiyat Tarihi üzerine önemli çalışmalar yaptı. “Güzellik ve Hakikat Şairi Vaqif”, “Tilki ve Kel Masalları”, “Mirza Ağa Tebrizi Tiyatroları” gibi eserleri bu dönemde ortaya çıktı.
İstanbul Üniversitesi’nde doktora öğrenimine kabul edilen Sedig, 1983 yılında Farsça–Türkçe–Arapça karşılaştırmalı edebiyat alanındaki teziyle mezun oldu. Merhum Prof. Dr. Muharrem Ergin’in öğrencisi olan Sedig, İran’a dönüşünde hem üniversitelerde eğitim verdi hem de çok sayıda eser tercüme ve telif etti.
Türk dili ve edebiyatının gelişmesi adına İnkılap Yolunda, Yeni Yol, Sehend ve Nameye Sadık gibi dergileri yayımladı. En önemli çalışmaları arasında Türkçe Sözlük, Divan-ı Lügat’it Türk’ün Farsçaya çevirisi, Dede Korkut üzerine araştırmalar, Nizami Gencevi ve Ali Şir Nevai eserlerinin yayına hazırlanması ve Fuzuli’nin eserlerinin tahkiki yer aldı.
Sedigh’in ilmî faaliyetleri yalnızca kalemiyle sınırlı kalmadı. 1985 yılında Adalet Bakanlığı tarafından resmî Türkçe tercümanlığa atandı. Ömrünün sonuna kadar durmaksızın çalışarak 300’ü aşkın eser ortaya koydu ve Türk–İran edebiyat sahasında kalıcı izler bıraktı.
Çalışmaları uluslararası düzeyde de takdir edilen Sedig, 2020 yılında Özbekistan Cumhuriyeti Dostluk Madalyasına ve İran Azerbaycan Barosu Mükemmellik Nişanına layık görüldü.
O Türk dünyasının güçlü bir bilim insanı, zarif bir şairi ve büyük bir kültür emekçisiydi ruhu şad olsun. Kaynak: Melekli Ata Ocağı Kent Arşivi
Seçme Eserleri
- Güzellik ve Gerçeklik Ozanı Vaqif — Tebriz, 1968 (Farsça)
- Eski Yazılı Metin: Dede Korkut — Tebriz, 1969 (Farsça)
- Çocuk Masalları — Tahran, 1972 (Farsça)
- Ahundzade’nin Farsça Makaleleri (Çeviri) — Tahran, 1972
- Âşıklar — Tahran, 1973 (Farsça)
- Tilki Masalları — Tahran, 1973 (Farsça)
- Toplumun Gelişim Felsefesi — 1974
- Azerbaycan Folkloruyla İlgili Yedi Makale — Tahran, 1974
- Habib Sahir’in Yeni Şiirleri — Tebriz, 1974
- Uçkun Daxma — Tahran, 1980 (Türkçe şiirler)
- Bakü Tabloları — Tahran, 1980 (Türkçe şiirler)
- Türk Dili ve Edebiyatı — Tahran, 1993 (ders kitabı)
- Türkçe Yazım Kuralları — Tahran, 1994 (ders kitabı)
- Güller Açacak — Tahran, 2003 (Türkçe şiirler)
- Türkçe–Farsça Sözlük — Tebriz, 2009